Sevil- Ketçap mayonez ister misin? Bölüm: 15

Elif ile arabaya binip Songül’ün yanına gelmiştik. Kapı zilini çalıp beklerken evden yürüme sesleri gelmeye başlayınca daha bir heyecanlandım… (Karımı, en yakın arkadaşıyla sikeceğim. Neden heyecanlanıyorsam?)

Kapı açıldığında Songül uyku dolu gözlerle bize bakıyordu. Elif, Songül’ün yanağından makas alıp;

-Kızım, dünya yanıyor umrunda değil!

Diyerek içeri girdi. Ardından elini uzatıp bana baktı. Gülümseyip elini tutarken Songül sertçe yutkunuyordu…

Koltuğa geçip oturduğumuzda Songül de içeri gelmişti. bingöl escort Elif bacak bacak üstüne atıp;

-Songül, yanıma gel.

Dedi otoriter bir ses tonu ile. Songül, Elif’in yanına giderken;

İkiniz de gelin lan buraya!

Elif şaşkınca bana bakarken Songül yanıma gelmişti. Songül ellerini birleştirmiş yere bakarken elini tutup kucağıma oturttum.muş escort Diğer elini boynuma atarken dudaklarını öpmeye başladım. Songül yutkunurken öpüşmemiz yarıda kesildi. Gülerek boynuna öpücük kondurduğumda Elif’e baktım.

Bacaklarını indirmiş, pür dikkat bize bakıyordu.

Benim olduğum ortamda, benden başka kimse emir veremez. Gel buraya! Dedikten sonra hızla yanıma geldi.

Soyun…

Elif, yavaşça üzerindekileri çıkarırken Songül sürekli yutkunuyordu. Elif, tangası ile kaldığında;

Songül’ün boynunu em.

Elif yavaşça üzerimize gelirken Songül’ün nefes alıp vermesi sıklaşmıştı. Elif’in ıslak dudakları boynuna değer değmez kafasını geriye attığında eli titriyordu. Boşta kalan boynunu da ben emmeye başladığımda Songül, “Aa… Aahh” diyerek kesik kesik inliyordu. Ellerimi Elif’in çıplak göğsüne atıp elim ile ezmeye başladım. Elif dudaklarını Songül’ün boynundan çekip dudaklarına yapıştırdığında kalpten gidecektim…

İki arzu dolu, seks kokan kadınlar birbirlerini parçalarcasına öperken ben Songül’ün kulak memesini, boynunu öpüyordum. Elif, Songül’ün dudaklarını koparırcasına emerken Songül elini Elif’in yanağına atmış okşuyordu. İki kadın beni unutmuş birbirleri ile sevişirken ellerimle Songül’ü soymaya başladım. Songül ellerini Elif’ten çekerken benim saçlarımı okşamaya başladı. Elif geri çekilip tangasını da çıkardığında domalıp amını bize gösteriyordu.

Amını, Songül’ün dibine sokup;

-Bir saat önce kocan yarrağıyla ezdi amımı.bodrum escort İçime boşaldı, beni de senin gibi dölledi… Yala hadi kocanın girdiği yeri…

Songül sanki bu kelimeleri beklermiş gibi Elif’in amına saldırdı. Elif yüksek sesle inlerken elleriyle kalçalarını ayırıp iki deliğine de sunmaya başladı. Ben heyecandan boşaldım boşalacakken Songül’ü de ayağa kaldırdım. İki kadın da bana bakarken Elif’in elinden tutup koltuğa domalttım. “Böyle Kal!” Dedikten sonra Songül’ü de soydum. Dudaklarına ıslak bir öpücük kondurup Elif’in arkasına domalttım. Songül, beklemeden Elif’in amını yalamaya başlayınca ben de Songül’ün arkasındaki yerimi aldım. Eğilip amını dillediğim gibi sağ bacağını kırıp boynuma doladı. Amını, göt deliğini heryerini büyük bir iştahla yalarken zevk sıvılarını toplayıp göt deliğine sürmeye başladım. İki kadının da inlemeleri doldururken orta parmağımı Songül’ün göt deliğine sokmaya başladım. Songül kalçalarını sallarken dilim, amından parmağıma kadar heryere değiyordu. Songül hızla arkasını dönüp dudaklarıma yapıştığında denge kuramayıp yere düştüm. Songül, dizini pantolonu patlatacak kadar irileşmiş sikime sürtüyordu. Elif hızla yanımıza gelip önce kemeri ardından da pantolan ve boxerı çıkarttığı gibi yarrağımı ağzına aldı.

Gözlerim kayarken Elif heryerimi yalıyor, yutuyordu. Songül, hızlıca üzerime giydiğim kazağı çıkarttığında sargı bezleri ile kaplı omzumu öpmeye başladı. Ardından da meme ucumu emmeye, ısırmaya başladığında kendimi tutamadım ve oluk oluk Elif’in ağzına boşalmaya başladım. Kendimi kaybetmiş gibi inlerken Songül dudaklarıma yapışıp dilini ağzımın içine itti. Yaşadığım zevk… İnanılmazdı…

Boşalmama rağmen, ortamın etkisi ve Elif’in saksosu sayesinde dimdik ayaktaydım 🙂

Songül beni öpmeyi bırakıp Elif’e döndü. Ne konuştuklarını anlamayacak kadar zevkten bitkin düşmüştüm. Songül dudaklarımı öpüp;

-Karının götünü sikmek istermisin?

Deyip gülünce… Boşaldım abi… Vallahi kusura bakmayın, ben bile hatırladıkça gülerim. Ambians çok etkili, ben de esk**en ‘Sikerim, amına koyarım… Desem de… Boş. Herşey gerçeğe dönünce sıçıyor. (^^)

Songül, kalçasına değen spermlerim yüzünden oldukça şaşırmıştı. Benim artık ahım giderken Songül’ün bana tokat atacağını düşünmemiştim. (Eğer böyle bir olay yaşarsınız, kendinizi tokatlayın. Vallahi işe yarıyor.)

Ben, ölümden uyanır gibi uyandığımda Songül kaşlarını çatmış bana bakıyordu. Ellerimi aniden boynuna dolayıp belini dikleştirdiğimde kendimi de kaldırdım. Oturur pozisyonda dururken elim ile yarrağımı yokladım. Hala duruyor mu .d

İkinizin de amına koyacağım bugün.

-Bu pek öyle demiyor ama… Baksana daha girmeden fişini çekiyor. (Dedi gülerek)

Songül, benim yarrağımın ruhu vardır. Kızdırırsan çok kötü şeyler olur…

Songül bana sinsice gülümserken kapıda elinde bir şişe tutan Elif’i gördüm. Yavaşça yanımıza yaklaşırken Songül dudaklarıma yapıştı. Dudaklarımdan bir inilti kaçtığında Elif’in ellerini sikimde hissettim. Terlemiş sıcak eli tenime temas ettiğinde bir garip oldum. Sikimin üzerine buz gibi bir sıvı döküldüğünde kendimi refleks olarak ileri ittim.

O neydi lan öyle?

-Kayganlaştırıcı…

Ney?

-Kayganlaştırıcı Kuzey…

Evde yok yok lan? Siz nereden buldunuz bunları, böyle şeyler satan yerler var da ben mi bilmiyorum?

-Kendim için almıştım. Darısı sana ve Songül’e imiş (Dedi gülerek)

Vallahi ben bir sik anlamadım da hadi hayırlısı…

Elif yanıma geldi ve diz çöküp yarrağımı ağzına aldı. Etli dudakları ile yarramın yarısını ağzına kaybederken Songül de ayaklanıp yanımıza geldi. Elif’in saçlarını okşayıp boynunu öperken Songül’ün saçlarını hafifçe çekip dudaklarımı gösterdim. Dudaklarına sinsi bir gülümseme yerleştirip ayağa kalktı ve amını ağzımın tam üstüne bastırdı. {Ben öpüşmeyi kastetmiştim ama…}

Songül’ün bu hareketi kendime kaybetmeme sebep olurken sikimin Elif’in amına girdiğini hissettim. Songül’ün amını kendimi kaybetmiş gibi yalarken Elif ise bir nevi kendi kendini sikiyordu. Bunu kasıklarıma çarpan kasıklarından anlıyordum. Zaten o ara kendimi kaybettiğim için neyin ne olduğunu tam anlayamıyordum da amına koyayım…

Songül kafamın üzerinden kalktığı gibi sikimin üzerinde zıplayan Elif’e baktım. Gözlerini kapatmış, dudakların ısırırken kendini kaybetmiş gibi siktiriyordu. Hayatında ancak 5-6 kez farklı kişilerle ilişkiye girmiş bir adamın, böyle bir ortama müdahil olduğu andaki etkiyi hayal edince bu boşalmamı da mazur görürüz değil mi? 😉 {Sikim koptu bu arada.}

Elif kasıklarımla buluştuğunda bacaklarım titremeye başladı, ardından da belim kasılınca içine boşalmaya başladım. Elif’in gözleri irileşirken hiç hareket etmeden dudağını ısırarak bana bakıyordu. Boşalmam bittiğinde sikim de bitti. Garibim ortama adapte olamadı. Yoksa biliyorsunuz yani…

Elif gülerek göğsüme yattığında saçlarını elime dolayıp öpmeye başladım.

Songül;

Elif, al canım.

Diyerek mavi bir kapta duran haplardan bir tane alıp veriyordu.

Elif;

-Hayatım ben yemek yerken almıştım zaten…

Tamam canım.

Eğilip Elif’in dudaklarını öptü.

Ben;

Ne hapı o?

Songül;

-Gebelik önleme için…

Bu evde gebelik önleme hapı ne arıyor lan? (Elif’e dönerek) Kızım senin hayatın sikişmekle mi geçiyor?

-Ne alakası var ya? Önceden planladığımız bir olaydı… Tabi sen beni sıkıştırıp içime boşalınca lavaboya gidip hap kullandım.

Sen benden izinsiz çocuğuma mı kıyıyorsun?

Dediğimde Songül eğilip;

-Kuzey, eğlenceli hoş bir vakit geçirdik. Fakat bu olaya duygularını yansıtırsan acımam bitiririm ikinizide.

Konuşmak için ağzımı açtığım sırada;

-Şaka yaptığını söyleyeceğini biliyorum. Fakat her şakanın altından bir gerçek çıkar. Lütfen, daha fazla uzatmayalım bu konuyu… Güzel başlayan gün güzel bitsin.

Gözlerimi “Tamam” dercesine kırptığımda Elif üzerimden kalkıp lavabonun bulunduğu koridora gitmeye başladı. Nefesimin düzene girmesini bekledikten sonra mutfağa, Songül’ün yanına gittim.

Bana arkası dönük halde durup su içerken arkasından sıkıca sarıldım. Kafamı boynuna gömerek huylanmasını sağlıyordum. Songül gülerek ters döndüğünde ellerimi sakallarıma attı. Dudaklarını dudaklarıma bastırırken ellerimi kalçalarına atıp sıkmaya başladım. Yumuşak kalçaları elimin altında bıngıl bıngıl sallanırken dudaklarımı çekip “Sende de sağlam malzeme var Songül!” Dedim. Songül gözlerini kısarak bana bakarken Elif geldi.

Kafamı çevirip baktığımda uzun saçlarını sağ omzunda toplamış, üzerinde de pembe bir bornoz vardı. Bize gülümseyip dolabın kapağını açtığında ben Songül’e dönüp;

Bizde duşa girelim. Dedim…

Sıcak suyu açıp yavaşça sargılarımı çıkarmaya çalışırken Songül girdi. Duşakabinin kapısını aralayıp kendini sıcak suya bıraktığında ellerimi istemsizce kalçalarına attım. Songül ellerini duvara dayayıp domaldığında hemen elimle göt yanaklarını ikiye ayırıp diz çöktüm.

İki ihtişamlı delikte gözlerimin önünde dururken göt deliğinin o nefes kesen görüntüsüne dayanamayıp dilimi içine soktum. Songül öyle bir inlediki vücudumdaki bütün kan sikime doğru yol aldı. Songül’ün daracık göt deliğini yalarken çıkardığı iniltiler yetmezmiş gibi birde bacağını boynuma dolayıp kendine daha çok bastırınca beynim uyuştu. Göt deliğini yalamayı bırakıp elimi boynumu saran bacağına attım. Kendimi sıkıştığım yerden çıkardığım gibi Songül’ün bacağını tutup amına girdim.

Songül ağlamalı bir ses çıkardığında elimi bacağından çekip baldırlarına attım. Songül başını geriye atıp boynuma yaslandığında;

Elif’i çağırda gelsin…

Dediğini yaptığımda Elif çırılçıplak şekilde banyoya girdi. Gülerek duşakabinin kapağını aralayıp içeri girdiğinde boşta kalan elimle belinden kavrayıp kendime çektim. Dudaklarını öpmeye başlarken Songül ileri geri yaparak kendini tatmin etmeye çalışıyordu. Elif, ellerini omzuma koyarak daha baskın şekilde öpmeye başladı. (Öpüşme konusunda benden daha iyi olduğu su götürmez bir gerçekti.) Elif son kez dudaklarıma baskı uygulayıp geri çekildi. Ellerini Songül’ün kalçasında gezdirirken yavaş bir hareketle aletimi Songül’ün içinden çıkardı.

Songül;

-Elif yapma… Çok zevk alıyordum…

Götünü kocana vermeye hazır mısın? (Kalbim heyecanla çarpmaya başladığında Elif içeriye gidip elinde losyon ile geri döndü.)

Losyonu önce Songül’ün kalçalarına daha sonrada sikime döktüğünde;

Niye bu kadar soğuk lan bu? Dedim. Elif bana gülerek;

–Uyuşturmak için. Karının götünü parçalarken acı çekmesini istemeyiz değil mi?

Ben de uyuşursam, nasıl zevk alacağız? Ne anlamı kaldı, ne saçma sapan iş bu amın…

Elif hızla yarrağımı kökünden kavrayıp Songül’ün göt deliğine soktuğunda gözlerim karardı. Ellerimi destek için duvara koyup deli gibi nefes alıp verirken Elif, Songül’ün kalçalarından kavrayıp sertçe kasıklarıma itti.

Songül’ün kalçasında dibi bulurken aletimin başı uyuşmuş fakat zevki hissetmeyecek kadar değildi…

Songül, Elif’in eline vurduğunda Elif gülerek geriye çekildi. Songül belini dikleştirdiğinde kafasını omzuma attı. Ellerimi duvardan çekip sımsıkı olmuş göğüslerine attığımda kendini öne atıp sertçe geriye itti.

Nefesim kesilip bacaklarım titrmeye başladığında Songül’ün göğüslerine daha sert asılıp durmasını sağladım.

Songül titreyen sesiyle;

-Boşa… Boşaldın mı?..

Boşalsam, başka bir yerinde sıcaklık hissederdin…

Songül elini sakallarıma atıp okşarken;

Karının tatmin olmaya ihtiyacı var… Bu gün çok fenayım…

Dudaklarını kulağıma getirip;

Amım, götüm… Heryerim alev alev yanıyor, sen söndürmezsen başka biri söndürür…

Bu sözcükleri duymam ile Songül’ün göğüslerini tutan ellerimi hızla boğazına sardım. Songül’ü sertçe sikmeye başladığımda zerre zevk almıyordum. (Karımın S İ K İ L M E S İ beni tahrik etmiyor amk! Cinnet geçirmeme sebep oluyor…)

Her darbemde Songül öne doğru kayarken en son Songül duvara yaslandığında bacağını yukarı kaldırıp daha sert sikmeye başladım. Songül ellerini duvara koyarken bir taraftan da sertçe kalçasını tokatlamaya başladım. Songül zevkten çığlık atarken Elif, Songül’ün kafasını çevirip dudaklarını öpmeye başladı. Songül boğuk sesler çıkarırken kollarımı beline sarıp sertçe içine gömdüm kendimi. Songül öne kayıp Elif’e tutunmaya çalışırken Elif sırtını duvara dayadı. Elif bana büyümüş gözlerle bakarken aletimi Songül’ün götünden çıkarıp amına sürtmeye başladım.

Elif elini omzuma atıp;

Yeter Kuzey. Kızın canı çıktı…

Songül;

-Hayır! Sakın durma, amımı yırtıp beni ağlatana kadar sikeceksin!

Bak vallahi yaparım!

-Sen yapmazsan yapacak birini bulurum!

Beynim sikime “Parçala şu orospuyu!” Emrini verdikten sonra hiç beklemeden sikimi amına gömdüm. Yarısına kadar içindeyken kalçalarından tutup sertçe girip çıkmaya başladım. Her girişimde biraz daha derine inerken artık kasıkları kasıklarımı bulmuştu.

Banyonun içerisinde ardarda gelen patlama sesleri Elif’i de etkilemiş olacakki eliyle sertçe amını ovalıyordu.

Sende domal!

Dedikten sonra Elif, Songül’ün önünden çekilip yanına domaldı. Songül’ün boynunu öpüp son kez amına köklediğim gibi çıkıp Elif’in içine girdim. İki kadın da aynı anda inlerken Songül’ün belinden kavrayıp dudaklarına yapıştım. Songül kesik kesik soluyan nefesini bana yollarken dudaklarını çekip arkama geçti. Elif ileri geri yapıp zevk çığlıkları atarken Songül’ün ellerini kalçalarımda hissedince durmak zorunda kaldım. Elleri ile kalçalarımı okşarken alttan taşaklarımı yalamaya başladı.

Ohhhh, harikasın aşkımmm!

Dediğimde Songül taşaklarımdan çekilip kalçalarımı ayırdı. Ardından da dilini göt deliğimin etrafında dolandırmaya başladığında herşey kararmıştı benim için. Elif’in kalçalarından sıkıca tutup sertçe içine girmeye başladığımda Songül de aynı hızla diliğini göt deliğime sokmaya başladı.

Kendimi öne atıp Elif’in boynunu ısırmaya başladım. Songül daha rahat yalarken beklemediğim bir anda ayağa kalkıp omzumu ısırmaya başladı…

Üçümüzde birbirimizin üzerinde dururken Songül parmağını göt deliğime sokmaya başladı. (Ben, artık pasif olacağım. 58 kat daha fazla zevk alıyorum amk.)

Songül;

Elif, Kuzey’in arkasına geçte prostat masajı yap…

Elif, kendini toparlayıp arkama geçti. Songül kendini yana atıp amını okşarken;

Sikimi ağzına al… (Dedim. Songül önümde eğilip sikimi sıcak ağzına soktuğunda Elif, parmaklarını göt deliğime sokmaya başladı.)

İki taraftan da inanılmaz zevk alırken Elif kulağıma eğilip;

Şuan, senin de biseksüel olduğundan şüpheleniyorum?..

Elif, parmaklarını deli gibi sokup çıkarırken Songül taşaklarımı emip eliyle 31 çektirmeye başladı. Elif kulak mememi dişleyip, emmeye başladığında zevk iniltileri atıyordum.

Songül, taşaklarımı emmeyi bırakıp dudaklarımı kavradı. O kadar zevkin arasında Songül’e karşılık vermeye çalışırken Songül hiç beklemediğim, aklımın ucuna dâhi gelmeyen bir hareket yapıp ağzımın içine tükürdü. (Şuan yazdığım, 1 yıl önce de yaşadığım bu olay pek çok kişi için iğrenç, etik dışı gözükebilir fakat cinsellikte sınır olmaması gerekir. Yani bizim, benim yapabileceğim birşey değil. Bizim (Erkeklerin), G noktası, bildiğimiz züt deliğinin içi. Allah, koyacak başka yer bulamamış amk…)

Kaşlarımı çatıp Songül’e bakarken Songül orospu gibi (Çocuklarımın annesi, karım olan kadına böyle yazmak hiç hoş olmasa da anın büyüsünü arttırmak için böyle yazıyorum…) kahkaha atıp;

Ee, noldu Kuzey bey?

-Songül… Son nefesimi seni sikerken vereceğim. Sözüm söz…

Diyerek sertçe kalçasına vurup dudaklarını öpmeye başladım. Ellerini omzuma koyup parmak uçlarıyla dikleşince tek bacağını karın hizasına çekip yarrağımı amıma kökledim.

Ohhh, hayatım… Ben galiba senin yarağına aşık oldum…

Songül çok kadınsı bir şekilde dudaklarını kıvırırken elimi Elif’in saçlarına dolayıp arkamdan çekip önüme getirdim.

Elif, şimdi bu kahpeyi… Deyip yarağımı sertçe amına soktuğumda Songül’ün nefes alması değişti.

Zevkten bayıltacağız!..

Elif, Songül’ün boşta kalan bacağını tutup havaya kaldırdığında, Songül ikimizin arasında kalmıştı. Elif, Songül’ün saçlarını kavrayıp, boynunu ısırmaya başladığında bende amını kanatırcasına sikmeye başladım.

Ayyyy, Ahhhh, Yapm… Yapmayın!.. Kuzey yapma!..

Songül bütün banyoyu inletirken Elif tamamen boynunu morartmıştı. Songül tırnaklarını sertçe göğsüme batırdığında kendimi tamamen Songül’e gömdüm. Songül haykırarak boşalmaya ve göğsümde duran elini sırtıma atıp tırnaklamaya başladı.

Elif, Songül’ün ağzını eliyle kapattığında;

Ben;

Ee, noldu Songül? Ahın gitti vahın kaldı?..

Songül baygın gözlerle bana bakarken iki bacağını da kavrayıp sırtımı duvara verdim. Songül, kucağımda durmuş göğsüme yatarken Elif ikimizin de dudaklarını öpüp duş almaya başladı.

Ben daha boşalmadım? Elif, Songül’ün hâli ortada… Bana sen yardım edeceksin.

Elif, kalçalarını okşarken;

-Gel hadi… Diyerek eliyle götünü ayırıp o güzel amını bana sundu. Songül’ü yere oturtup Elif’in arkasına geçtim.

Şimdi, benim seks kimliğime ayak uydurmaya çalış…

Elif’in saçlarını elime dolayıp hızla amına girdim. Elif, “Ohhh!” Diye inlerken kendimi geriye çekip hızla yeniden girdim. 3-4 kere daha bu uygulamayı yaptıktan sonra Elif’in ağzını sıkıca kapatıp hoyratça sikmeye başladım…

Elif’in amını patlatırcasına sikerken;

İyimi böyle? Hâ, amına koduğumun kahpesi?! Amını iyi sikiyor muyum?!

Elif, kalçalarını ileriye atıp içimden çıktığında tazikli bir şekilde boşalmaya başladı. Eliyle sürekli şekilde amını okşarken sikimi sıvazlayıp amına girdim.

Çıkkk! Çık orospu çocuğu çıkk!

Elif, çığlıklar atıp bana küfürler ederken daha sert girmeye çalıştım. Az daha zorlasam içinden geçeceğim amk.

Elif’in çenesini tutup sertçe tokatlar atarken götünü de sıkıca avuçluyordum. Dudaklarını öpmeye başladığımda alt dudağımı dişleyip kanamasına sebep oldu. Ağzımda biriken kan ve tükürüğü Elif’in ağzına atarken çenesindeki elimi gırtlağına sardım. Bacaklarımı kırıp amına piston gibi girip çıkmaya başladım. Elif, hırıltılılar çıkarıp boynunu tuttuğum elimi tırnaklarken kalçasını sürekli ileri itiyordu. Bu haline sinirlenip iki elimi de kalçasını atıp sikimin tamamını amına soktum. Elif kulaklarımın zarının amına koyarken götünü tokatlıyor, avuçluyor ve göt deliğine parmağımı sokuyordum. Elif iki elini de duvara koyup çığlıklar atarken her porno filmde görüpte yapmak istediğim pozisyonu yapmaya çalıştım.

Amını sikmeyi bırakıp baldırlarından tutup havaya diktim. Göğsümde ters şekilde dururken kollarımı biraz daha esnetip ensenine getirmeyi başardım. Ensesinden bastırıp Elif’i iki büklüm şekilde bırakırken hiç alıştırmadan seri şekilde girip çıkmaya başlayamadım… Zaten dar olan amcığı bu pozisyonda yok olurken hoyratça sikiyordum. Kafamı Elif’in boynuna gömüp yavaşça hareketlenmeye, tadına çıkara çıkara sikmeye başladım. Elif artık acı dolu bağırtılarını bir kenara bırakıp büyük bir zevkle inlerken sonunda belimin gerildiğini hissettim.

Geliyorum!!.

Elif sırtını dikleştirdiğinde ensesinde duran ellerim çözüldü. Kafasını boynuma yaslayıp eli ile saçlarımı okşamaya başladığında beynimden bir elektrik akımı geçip belime, oradan da sikime hücum ettiğinde tüm döllerimi Elif’in amına akıtmaya başladım. Zevkten kendimi durdurmayıp çığlıklar atarken Elif, rahmine değen çokça sıcak ve epey fazla olan spermlerim sayesinde başka bir aleme geçmişti…

Boşalmam bittiğinde Songül, Ben ve Elif’te bitmiştik. Zorlukla Elif’i kucağımdan indirip bıraktığımda Songül gibi yere çöktü. Elif yüzündeki tebessüm ile amından çıkan spermlerimi tekrar içeri sokmaya çalışıyordu. Bu halini gördüğümde eğilip dudaklarını öptüm. Karşılık verdiğinde bakışlarımı Songül’e çevirdim. Kapanmak üzere olan gözlerini zorlukla aralarken hâlâ hafiften titriyordu…

Toparlanmamız epey bir süre aldıktan sonra duş alıp banyodan çıkmıştık. İki kadın da yatak odasına girip kendilerini aynı anda yatağa bıraktığında hemen uykuya daldılar.

Ayakta durmuş bu iki güzel kadının uyurkenki hallerini aklıma kazırken odaya girip sigaramı yaktım. (Yine ocaktan yaktık aq.)

Orgazm sigaramı içerken içimde inanılmaz bir rahatlık vardı… Akşam saatleri olmasına rağmen uykum gelmediği için dolaptan birşeyler çıkarıp yedim. Daha sonra da oturma odasına gidip televizyon izlerken gözüme Songül’ün telefonu takıldı. Uzanıp elime aldığımda şifrelendiğini gördüm. Parmak izi okuyucusunu gördüğümde kalkıp Songül’ün yanına gittim. İkisi de hâlâ uyurken Songül’ün işaret parmağını okuttum. Telefon açıldığında tekrar oturma odasına geçtim. (Alın size güvenlik amk.)

Mesajlar kısmına girdiğimde pek birşey yoktu. Galeriye girdiğimde ise birsürü fotoğraf vardı. Hemen hemen hepsi Songül’ün arkadaşları ile çekilmiş fotoğraflarıydı. Resimleri büyütüp bakarken holün girişinde Songül’ü gördüm.

Telefonu aldığım yere geri koyup koltuğa uzandım. Songül aheste aheste gelirken saçı başı dağılmış, ayrı bir seksilik katmıştı. Uyku mahmuru hali ile gelip yanıma oturdu.

Hayırdır?

-Tuvaletim geldi. (Dedi gülerek)

Koltuğa mı işeyeceksin Songül?

Songül gülüp bacaklarını kendine doğru çekince pürüzsüz baldırları giydiği bornozun altından ortaya çıktı. Songül’e gülüp televizyon izlemeye devam ettim.

Kuzey…

-Hmm?

Mutlu oldun mu?

-(Gülerek) Çoookk!

Peki…

Songül, “Bir dakika!” Diyerek mutfağa gittiğinde elinde bir tane şişe(?) İle geldi.

Bu ne?

Songül cevap vermeden gülümsemekle yetinirken şişeyi koyup masanın altından iki tane ayaklı bardak çıkarıp masaya koydu. Şişeyi elime aldığımda biraz soğuktu. (Ortamın etkisinden dolayı.) Şişeyi çevirip baktığımda “Loire” yazıyordu.

Beyaz şarap?

-Sen nereden biliyorsun?

Songül bana dikkatle bakarken bardakları doldurmuştum.

Bardağı çok soğuk olmadığı için üst kısımdan kavrayıp;

İnce ağızlı bardak daha iyi olurdu ama neyse…

Göz kırpıp şarabı yavaşça yudumlarken arkasından da sigarayı içiyordum… (Kırmızı şarapta yapmayın, denedim… Ölüyorsunuz amk.)

Alkol ile bu kadar haşır neşir olduğunu bilmiyordum…

-(İçtiğim sigarayı göstererek) Kanser çok tehlikeli. Bu zamana kadar sadece rakı içtim. Şarabı keşfettiğimde ki Sivas’ta yaşıyoruz… İnanılmaz hoşuma gitmişti. Yani rakı gibi bok suyunun arkasına gelmesi tamamen şansımaydı. O günden sonra da azar azar içerim. (Irkçılık yapmak istemiyorum ama biz çerkeslerde ölenin arkasından bile şarap -kendileri yaptıkları için inanılmaz bir tadı vardır- içeriz. Gerçi sizde de vardı ama, asimile oldunuz kokuşmuş araplarla.) Hem mide hastalığım da yok. Bana serbest yani.

Azar azar?

-Öyle değil, fırsatım oldukça anlamında… Azgın karı.

Songül gülüp kadehi kızıl dudaklarına götürüp içtiğinde iştahım kabardı. Kendime bir kadeh daha doldurup içerken Songül yanıma gelip kadehi elimden aldı. Daha sonra da telefonu televizyona bağlayıp hareketli bir müzik açtı.

Gecenin bu saatinde ne yapıyorsun amına koyayım?

-Koysana.

Diyerek bornozun ipini çözüp düşürdü… Beyaz teni ışıl ışıl parlarken elimden tutup ayağa kaldırdı. Benim de bornozun ipini çözdüğünde ikimizde çırılçıplak kaldık. Songül şarabı göğsüme döktüğünde soğuktan irkildim…

Songül dilini göğüs kafesime bastırıp göğüs ucuma doğru gitti. Göğüslerimin ucunu ağzına alıp hafifçe ısırdığında kendimi tutamayıp koltuğa düştüm. Songül ata biner gibi üzerime çıkıp aletimi kökünden sıktı ve şişeyi alıp kasıklarıma dökmeye başladı. Soğuk, tenimi bıçak gibi keserken kesik kesik inliyordum…

Songül kasıklarıma ve aletime döktüğü şarabı yalayarak temizlemeye başladığında inlemem şiddetlendi. Songül diliyle yavaş yavaş aletime giderken geçtiği yerlerde tatlı bir sızı bırakıyordu. Elini göğüs ucuma uzatıp sıktığında ise zihnim tamamen uyuştu. Soğuktan uyuşan aletimin başı Songül’ün sıcak ağzı ile buluştuğunda refleks olarak dirseklerimin üzerine doğruldum…

Songül ellerini kullanmadan sadece ağzıyla aletimi şekillendirirken sıktığı göğüs ucumun ucunu tırnaklamaya başladı. Acı ve zevk karışımı bir ormanın içinde kaybolurken aletimin tamamını cehennem sıcağı kapladı. Yüksek sesle zevk çığlığı atıp dikeldiğimde aletim, Songül’ün ağzında kaybolmuştu. Beynimden, ayak bileklerime kadar heryer boşalmam için baskı yaparken zorlukla kolunu kavrayıp üzerime çekmeye çalıştım. Songül isteğimi anlayıp aletimi kadınlığının girişine dayadı. Kendini yavaşça bırakırken gözleri kapanıp dudaklarını ısırmaya başladı. Gücüm olsa dudaklarını parçalardım ama…

Songül üstümde durup kontrolü ele alırken ben sadece zevkime bakıyordum. Ellerini iki göğsüme atıp sertçe kasıklarını vurduğunda vücudum zevkten titredi. Gözlerimi sıkıca yumup boşalmamak için başka şeyler düşünmeye başladım.

‘Elektriğe zam, doğalgaza zam. Esnaf kredisine zam… Ananı Avrupanı sikeyim. Az daha düşünürsem sikim inecek!’

Ben bunları düşünürken dudaklarım baskıyla kapanıp aynı anda kadınlığı kasılmaya, aletimi kıracak kadar gerginleşmeye başladı. Gözlerimi açıp öpüşüne karşılık verirken Songül ani bir hareketle kalçasını kaldırıp kadınlığı bana göstermeye başladı. Eli ile hızlıca kendini okşarken sıvıları önce serpme ve az biçimde çıkıyordu. Daha sonra artçıl orgazm sarsıntıları Songül’ü ele geçirdiğinde kadınlığındaki bütün su kasıklarıma akmaya başladı…

Songül nefes nefese kalmış bir halde kendini ayak ucuma bırakırken “Seninle sevişmeye doyamıyorum Songül!” Dedim. Songül usulca bacağımı okşarken aletim kalp gibi atmaya devam ediyordu. Kendime gelip şişeyi kafama diktim. Soğuk çarparken aynı anda kendime gelmemi de sağlamıştı.

Aletimi kökünden kavrayıp Songül’ün baş ucuna geçtim. Ağzını elim ile aralayıp kendimi içine ittim. Songül’ün ağzının yavaşça dolması beni inanılmaz tahrik ederken gitgeller yapmaya başladım. Yavaşça ağzından aletimin başına gelene kadar çıkıyor daha sonra da yarısını ağzının içine itiyordum. Songül renkli gözleri ile bana bakmayı sürdürken;

Boğazını sıkıp, aletimi gırtlağına kadar sokmak istiyorum Songül!

Songül, cevap vermeden, *Veremeden… elimi uzanıp boynuna attı. Nefesim kesilecek gibi olurken;

Songül, kendimi tutamam. Karımı boğarak öldürmek istemem…

Aletimin kökünü tutup tamamını ağzından çıkardı. Derin bir nefes alıp “Bana kadınlığımı, acının ve zevkin aynı duygular olduğunu tattır…” Dediğinde gülerek “Grinin elli tonunu falan mı okudun? Acı ve zevk aynı duygular değildir Songül. Biri parçalar diğeri onarır. Bana edebiyat yaptırma amına koyayım.” Dedim. Songül gülüp aletimin ucuna bir öpücük kondurup doğruldu. Eliyle saçlarını toplayıp “Arkanı dönsene?” Dedi. Dediğini yaptığımda Songül bacağımı kaldırıp masaya koydu.

Beni sikmeye uğraşmıyorsun değil mi?

Songül gülüp arkamda diz çöktüğünde elini öne atıp aletime mastürbasyon yapmaya başladı. Diğer eli ile kalçamı ayırıp dilini anüs bölgemde hissettiğimde elimi hızla saçlarına atıp daha da bastırdım. Songül emrime itaat edip daha sert ve daha seri yalayıp dilini içeri sokarken eli resmen aletimin derisini soyacak gibiydi. “Harikasın Bebeğim!..” Dediğimde dilini çekip parmağını, parmağını çekip dilini sokmaya, emmeye başladı. Aldığım tarifsiz zevk daha da fazlasını istememe sebep olduğu için Songül’ün saçını çekip durmasını sağladım. Koltuğa oturup Songül’e “Gel” işareti yaptığımda dizleri üzerinde gelmeye başladı.

Bacaklarımı havaya diktiğimde söylememe gerek bile kalmadan Songül dilini kullanmaya başladı. Eli ile hızlıca mastürbasyon yapmaya devam ederken geri çekilip deliğimin etrafına bir tükürük bırakıp orta parmağını sokmaya başladı. Gözlerim kararırken Songül’ün saçlararının arkasından tutup aletimi ağzına ittim. Tepki vermesine fırsat bırakmadan kafasını aletimin (Neredeyde) köküne kadar gömdüm. Songül boğuk sesler çıkarırken kafasını geriye çekip nefes almasını bekledim. Biraz düzene girince ağzının içine tükürüp tekrar aletimi ağzına gömdüm. Kafasını bastırıp aletimin tamamı Songül’ün ağzına girdiğinde kafayı yeme reddesine gelmiştim…

Belimi gerip Songül’ün kaçmasını engellerken Songül öğürmeye başladı. Aletimi çekip dudaklarına yapıştım ve ayağa kaldırıp duvara doğru götürdüm. Belinden tutup arkasını çevirdim, kalçasına sert bir tokat atıp sikimi göt deliğinin etrafında gezdirirken Songül elini arkaya atıp sikimi amına hizaladı. Boynunu öpüp duvara tutunan elini sıkıca kavrayıp içine girmeye başladım.

“Ahhh Songül! Daha ne kadar daralacaksın?!

Kafamı boynuna gömüp içine girip çıkmaya başladım. Songül’ün sırılsıklam kadınlığından akan sıvılar kasıklarımın çarpması yüzünden heryere sıçrarken boşalmam da yaklaşmıştı.

Boynunu ısırmaya, kadınlığının dudaklarını tırnaklayıp emmeye başladığımda Songül destek olurcasına elini kadınlığı okşayan elime koyup daha bir hızlanmama sebep oldu. Boynundan kulak memesine, çenesine, dudaklarına kadar heryerini kanatırcasına ısırıyordum. Songül elini saçlarıma ızatıp sıkıca kavradığında bacakları titrmeye başladı.

Beli sürekli gerilirken bacakları sürekli titriyordu. Elimi, derimi yüzercesine sıkarken göğüslerini tamamen duvara yaslamıştı. Kalçalarına sert tokatlar atıp elimle ayırırken içinden çıktım ve hemen arkasında diz çöküp yalamaya başladım…

Bacağını kavrayıp omzuma atarken Songül parmaklarını ağzına sokmuş, yana çevirdiği boynundan gerginleşen damarları ortaya çıkmıştı. Elimle am dudaklarını ayırıp vakumlama yapmaya başladım. Songül’ün kadınlığını içime çekip hassaslaşmasına ?olanak sağlarken omzumda duran ayağının parmakları kasılmaya, baldırlarının ise titrediğini görünce işaret parmağımı bekletmeden göt deliğine soktum. Songül, “Ayyy, Ahhhhh, Imhhh! Kuzey… Başım!!!” Diye inlemeleri arasından konuşurken kadınlığının içindeki kilit, ölümcül nokta olan “Vulva”nın koyu kırmızı rengine bulandığını gördüm. ‘Dilim yetişir mi lan?’ Diyerek vulvaya uzandığımda Songül sertçe saçlarımdan kavrayıp beni amına yapıştırdı…

Vulvaya ulaştığımda, kalp gibi daha doğrusu vibratör gibi titrerken 3-4 saniye sonra bir anda durdu. Son kez dilimi değdirdiğimde resmen dilim ezildi EZİLDİ AQ!

Sanki dilimin üstüne ağır bir cisim gibi koymuşlar gibi hareket edemzken Songül öyle bir çığlık attı ki…

Korkarak bacak arasından çekilmeye çalıştığımda kafamı ezercesine sıktığı dizlerini yeni hissediyordum. Zor bela bacaklarını ayırıp kafamı çektiğimde, Songül’ün omzumda duran ayağı kaydı ve kendini yere bıraktı. Refleks olarak belini sıkıca kavrayıp düşmesine engel oldum. Hızla ayağa kalktığımda Songül direk kafasını boynuma attı. Dudakları titriyor, göz kapakları deli gibi kapanıp açılıyordu… Burnundan son nefeslerini alır gibi solurken burnu hafiften ıslanmıştı. Vücudu bir anda titrmeye başladı, asıl dalga gelirken Songül’ü öne itip duvara yapışmasını sağladım. Sikimi amının derinlerine gömdüğüm gibi sırtını gerip göğsüme yaslandı. Ellerimi beline doladım ve Songül ağzını aralayıp çığlık atacakken dudaklarını öpmeye başladım…

Songül çığlık atmayıp dudaklarımı kanatırcasına, elimin de derisini yüzercesine sıktığında hem zevk hem de çok yoğun bir acı alıyordum, işin garip yanı ise bu acı inanılmaz hoşuma gidiyordu.

Ellerimi baldırlarına atıp ikisini de sıkıca kavradım. Bacaklarını ayırıp yavaşça havaya kaldırmaya başladığımda Songül elini saçıma ve boynuma atıp bacaklarını havaya dikip işimi kolaylaştırdı…

Sırtımı duvara verip Songül’ün içini doldururken boynuma batan tırnakları zevkime zevk katıyordu. İkimizde çok yoğun bir şekilde inlerken Songül’ün kasılan duvarları aletimi sıkıp bırakıyodu.

Son birkaç vuruş daha yapıp sıcak döllerimi Songül’ün içine yolladım. Songül’ün inlemeleri çığ gibi büyürken bacakları kasılıp birbirlerine değmeye başladı. İçinden çıkıp yere uzanır şekilde pozisyon almasını sağladım.

Vakit kaybetmeden bacaklarını aralayıp kadınlığını yalamaya başladığımda döllerim akmaya başladı. Kendimi geriye çekip elim ile klitorisini uyarmaya başladım. Bacaklarını tekrar kasıp elimi dar amının içinde mahsur bırakırken kadınlık sıvıları ve döllerim sayesinde çok kayganlaşmıştı. Amını okşarken Songül tamamen kendini kapatmıştı. Kolları iki yanda, gözleri kapalı ve derin nefesler alırken zevkin bokunu çıkarmamak için elimi çekip yanına yattım. Döllerim ve sıvılarla kaplı parmağımı Songül’ün aralıklı duran ağzına sokup diline sürtmeye başladım. Tepki vermeksizin yatarken dudaklarını öpüp “Ulan Songül, bütün işi ben yapıyorum. Ama en büyük zevki sen alıyorsun? Kadın ile erkek vallahi eşit değil.” Diyerek ayağa kalktım. Masada duran şarap şişesine uzanıp tadına bakmak istediğimde keskin kokusu burnuma gelmeye başladı.

Tadın güzelken kokun neden böyle…
-Şişeyle mi konuşuyorsun?

Elif’in sesini duyunca gülümseyip “Aramıza katılsaydın?” Dedim. Bardağı doldururken Elif kahkaha atıp yanıma geldi ve bardağa uzanıp içmeye başladı…

Geriye oturup Elif’i izkerken;

-Songül nerede?
Arkada ruhuhu teslim ediyor. Sen bizi görmedin mi?
-Ne arkası?

Elif merakla koltuğun arkasında sanki saklanırcasına duran Songül’e baktığında gözleri irileşti. Bardağı alelacele yere bırakıp yanında diz çöktüğünde bakmak için ayaklandım. (Karıyı sike sike öldürmeyelim…)

Yanına gittiğimde Elif, Songül’ün dudaklarını öpüyordu. Songül ise son hareketlerini yaparcasına hafifçe dudaklarını oynatıyordu. Elif gülerek Songül’ün yanına yattığında “Kadına ne yaptın?” Diye sordu. Üzerine çıkıp dudaklarını öpmeye başladığım sırada “Aynısını sana da yapardım ama…” Gözlerimle kasığımı gösterdiğimde “Fişi çekti diyorsun?” Gözlerini kısıp ellerini sırtımda dolaştırırken “Şalter attı. Hatta yandı… Tedaş’ı bekliyorum.”

Elif güldüğünde gözleri kasılırken bu hareketin yapısında bulunduğunu daha yeni farkediyordum. Altımdan kalkıp tekrar yatak odasına doğru gidince ben de Songül’ü kucaklayıp yatağa götürdüm. (Ne Songül’ü ne de kendimi yıkayacak güç vardı…)

Songül’ü sağıma, Elif’i ise soluma yatırıp iki kadının ortasında gözlerimi kapattım…

********************************************

Saat bilmem kaçta yatağın sürekli ve şiddetli bir biçimde sallandığını hissettiğimde gözlerimi açtım. (Bir sik göremiyorum.)

Gözlerimi ovuşturduğumda görüntü yavaş yavaş netlik kazanmaya başladı. Songül ve Elif kıyafetlerini giyerken saçlarında havlular vardı.

Elif masada makyajını yaparken beni gördü. Göz kıpıp “Günaydın” dedikten sonra başımla karşılık verip lavaboya gittim. (İşe, işe bitmiyor amk.)

Duşu da alıp kendimi kuruladıktan sonra oturma odasına geçtim. İkisi de kahvaltı yaparken gözüm saate ilişti.

Saat 5 mi lan?!
-Evet Kuzey. Ne oldu?
Elif, saat sabahın beşi lan? Şafak operasyonu falan mı var amına koyayım?
-Hastane de çalışıyoruz Kuzey. Sence normal değil mi?

Omzumu silkip masaya oturduğumda Elif çayımı dolduruyordu. Songül’e baktığımda tam anlamıyla gözlerinin içi gülüyordu.

Yanağından makas alıp “Hayat enerjiden bir parçada bana versene?” Dedim. Songül gülüp kahvaltısını yapmaya devam ederken bizde eşlik ediyorduk…

İki kadını da hastaneye bıraktıktan sonra yeni kıyafetler giymek için evime gittim. Daha sonra da dükkâna geldiğimde Sevil’in salonu da açıktı.

Kadir ile dışarıda çay içerken dışarıya Sevil’in çırağı Füruzan çıktı. Beni gördüğü gibi gülümserken karşılık verdim.

Hayırdır lan?
-Hı?
Ne o öyle bakışmalar falan?

Kadir’e gülüp çayımı içerken;

Sana da mı öyle bakan birini arıyorsun?

-Siktir lan ordan! Ben karımla mutluyum.

Kadir bardağını sepetin üstüne koyup dükkanına giderken arkasından gülüyordum… Çayın arkasına bir tane de sigara içmek istedim. Paketi çıkardığımda Füruzan’ın sesini duydum;

Bende içebilir miyim?
-Tabi.

Paketi Füruzan’a uzattığımda içinden sigara almak için iyice yaklaştı. Saçlarından çok yoğun fakat inanılmaz güzel bir koku yayıldığında nefesimi tuttum. Füruzan yüzüme bakıp gülerken bakışlarım dudaklarına kaydı. İnce fakat pembe dudakları kendine ayrı bir hava katarken sigarayı o güzel dudaklarının arasında ezmeye başladı. Çakmağı çıkarıp sigarayı yakacağım sırada sigaraya siper aldı ve sıcak elleri elime değdiği gibi iç geçirdim.

Füruzan’ın sigarasını yaktığımda kendini geriye çekip dumanı üflemeye başladı. Gözleri kısılıp sigarayı dudaktan içerken;

Böyle ne anlamı var ki? Sigarayı ölmek için içeceksin ki tadını öyle alasın.

Örnek olarak sigara çıkarıp yaktığımda dumanı ciğerlerime verip yavaşça dışarıya üfledim. Füruzan dudaklarına yakışan bir gülümsemeyle beni izliyordu. Göz kırpıp devam etmesini istediğimde ciğerlerine çektiği gibi öksürmeye başladı. (Demek ki Adıyaman Tütünü (İt siken veya şehadet şerbeti de denir.) içse ölecek amk.)

Öksürmesi bittiğinde yüzünü ekşitip “Sigaradan soğudum.” Dedi. Güldüğümde Sevil, Füruzan’ı kolundan çekip arkasına aldı. (Sen nereden geldin amına koyayım?)

Orospu çocuğuna bak! Utanmadan birde çalışanıma göz koyuyor!
-Sen ne dedin?
Sevil ağzını açtığı sırada kolundan sertçe çekip dükkanıma soktum. Sevil kolumdan kurtulup;

Polise gideceğiz, senin amına koyacağım!
-Senden önce davranayım o zaman?

Sevil’in üzerine doğru yürümeye başladığımda hızlıca arkaya kaçmaya çalıştı. Bileğinden yakalayıp kendime çektiğimde göğsümden itip tekrar uzaklaştı.

Tecavüz mü edeceksin orospu çocuğu!
-Bitanem, en son biri bana böyle dediğinde sonu ‘Metresim’ olarak bitmişti. Ortada tecavüz falan da yoktu. İkimizde çok güzel zevk aldık. Niye senle de aynısını yapmayalım?

Sevil’in gözleri yerinden fırlayacakmış gibi büyürken kapıya gidip sıkıca kitledim. Perdeyi (Ev mi lan burası? Sıcak havada dükkan hiç çekilmez oluyor. Bir de amına koduğumun güneşi sürekli benim dükkana vurduğu için şart oluyor. Klimanın yanında…)
Çekip ortalığı biraz olsun karatmıştım.

Sevil, senin kocan o gün biz evdeyken gizlice görüntülerimizi çekmiş.

Telefondan İhsan’ın attığı mesajı açıp uzaktan gösterdim. Sevil’in kaşları çatılırken;

İster inan, ister inanma. Senin o orospu çocuğu kocan beni tehdit etti…
-Niye?
Garezi var amına koyayım! Artık sikimi küçük, yoksa yokmu bilmiyorum ama beni kıskanıyor amın feryadı! Bak o gün, Elif ile geldim çünkü Songül hastanede ameliyat…
-İhsan seni ve Elif’i ne yaparken çekti ki?

Kollarımı birbine bağlayıp kahkaha atarken Sevil beni sikecek gibi bakıyordu.

Ulan Sevil, bu hayatta gördüğüm en akıllı orospulardan birisin. Ben de çok yakışıklı bir pezevengim, bok boku helada bulurmuş bitanem. Arka tarafta dinlenme odam var.

Göz kırpıp elim ile odayı gösterirken Sevil;

Vay orospu çocuğu vay, sen o orospu gibi giyinen kaltaklamı sikişiyordun?
-Açık seçik konuşmaya devam edersen ayakta boşalacağım. Lütfen bu şekilde konuşma.
Ben şimdi bütün bunları gidip Songül’e anlatacağım. O zaman görürüm ben seni piç!
-Evet! Düzüştükten sonra…

Sevil’i kendime çekip tam dudaklarına yapışacağım sırada kapı çalmaya başladı. Sevil’in nefes alıp vermesi sıklaşırken “Hayatı boyunca bu anı bekledi herhalde orospu çocuğu?”

Sevil, hastayım sana. İlk gediğin andan bu zamana kadar sadece seni düşündüm. Alacağın zevki düşün, hayat gelip geçici. Geriye dönüp baktığında sadece ‘Yat, kalk, işe git, işten dön, bacaklarını kocana aç iki soksun boşalsın… Sürekli olarak bu döngü tekrar etmiyor mu? Sana yemin ediyorum hiçbirşey bildiğin gibi değil. Şu sıkıcı, monoton hayatını bırak zevklendirelim. Sana zorla sahip olacak değilim… Kapıyı açtığımda gitmek istersen git, seni tutarsam veya bundan sonra peşinden koşarsam namussuz evladıyım. Bak ölmüş babam (Ulan boşuna söylemedim o yalanı beee…) üzerine yemin ederim seni tutmam. Ama kalırsan…”

Sıcaktan alev almış yanağını okşayıp öptüğümde geriye çekilip elini yanağına koydu. Kapının kilidini açtığımda içeriye yanımdaki otelin sahibi (Amınakoduklarım) Fahri girdi.

Dükkanın içinde binbirçeşit yiyecek içecek alırken hâlâ gitmemişti…

Fahri, işim var. Biraz acele etsen?
-İşin bu değil mi? (Niye bütün otelciler insanlık dışı orospu çocukları olur?)
Sanane amına koyduğumun zıpzıbı? Al alacağını çekil siktir git.

Fahri’nin aldıklarını poşete koyarken Sevil ile konuşuyordu. Fahri poşetleri alıp dükkandan çıkarken Sevil arkasından yürümeye başladı. Kalbim taklalar atarken Sevil arkasından kapıyı örttüğünde ikinci bir şok daha yaşadım. (Bu kadar çabuk olmaması lazımdı…)

-Sadece konuşacağız?
Sevil, sen o kapıyı kapatarak ne konuşacağımızı seçtin zaten. Yanıma gel.

Sevil, kasa tarafına geçip tam dibime girince dudaklarına dokunmaya başladım. Dudaklarının her bir tarafına dokunup dolgunluğunu hissederken Sevil sürekli iç çekiyordu. Dudaklarımı yavaşça dudaklarına götürmeye başladığımda gözlerini kapatıp dudaklarını ileriye uzattı.

Dudaklarına değdiğim gibi beynimden elektirk akımı geçti… Sevil’in dudakları dolgun olmasına rağmen eti inanılmaz derecede yumuşaktı. Öyle ki ben öpünce dudakları içeriye kaçmıştı. Elimi beline sarıp dilimi ağzının içine gönderdim. Sevil, elini nereye koyacağını bilmez şekilde dururken dilimin diline değmesinden dolayı öyle bir boğuk inilti çıkardı ki, belinden tutarak havaya kaldırdım ve öpmeye devam ederek dinlenme odasına geçtik. Sevil ellerini boynuma dolayıp daha sert öpmeye başladı. Benim yaptığım gibi dilini ağzımın içine gönderdiğinde bu sefer ben inilti çıkardım.

Sevil’i sırt üstü masaya yatırdığımda hızlıca ayakkabısını, çorabını ve giydiği açık mavi pantolonunun kemerini çözmeye başladım Sevil bana yardım edip kemerini çözdüğü gibi altından çekip çıkardım.

Giydiği kırmızı iç çamaşırı gözlerimi karartırken ağ kısmının sırılsıklam olduğunu gördüm. Geriye çekilip Sevil’e uzatan bakarken;

Seni öyle bir düzeceğim ki, 1 hafta turşu olacaksın…

Sevil, sertçe yutkunup elleri ile üzerindeki kazağı çıkartmaya başladığında bende soyundum…

Şuan karşımda sadece iç çamaşırları ile muazzam bir kadın duruyordu. Karşısında boxer ile onu izlerken yanına yaklaştım ve elini tutup taş kesilen aletime koydum. Gözleri irileşip daha sert nefesler alırken yavaşça ileri geri yapmaya başladı. Süt gibi beyaz eli titreyerek hareket ederken Sevil’i bacaklarından tutup aşağıya çektim…

Sevil, dizleri üzerinde dururken yavaşça boxerımı çıkarmaya başladım. Sevil pür dikkat aletime bakarken boxer ayak bileklerime düştü. Aletimin kökünden sıkıca tutup aletimi sağa sola çevirirken hipnoz olmuş gibi sadece aletime bakıyordu…

Ani bir şekilde aletimi kavradığında elimi çektim. Eli aletimin köküne kayarken dudaklarını yaklaştırıp aletimin şişmiş kafasına dokundurdu. “Aaa… Ahhh. Ah ahh” kesik kesik inlerken Sevil öpücüklerine devam ediyordu.

Sevil, “Kuzey?..” Dediğinde gözlerinin içine baktım. Önce ağzını araladı. Daha sonra da yaklaştı, yaklaştı… Tam dibine geldiğinde Sevil, tüm aletimi ağzının içine aldı…

Gözlerim kararıp, ağzım olabildiğine açıldığında ayakta durabilmek için arkada duran deri koltuğa tutundum. Deli gibi inlerken aletim Sevil’in ağzının içinde kalp gibi atıyordu…

Sevil yavaşça ağzından çıkardığında ben soluk soluğa “Na… Sıl lan?..”

Gülümseyip tekrar aletimi ağzına aldığında beynim uyuşmaya başladı. Önce belim, daha sonra da ayaklarım titremeye başlayınca bütün döllerimi Sevil’in ağzına gönderdim. Gözleri kapalı halde sürekli yutkunurken ben hâlâ böğürmekle meşguldüm…

Kendimi geriye çekip koltuğa oturduğumda nefesimi düzene sokmaya çalışıyordum… Sevil bana gülümseyip kasıklarıma geldi ve ağzını açıp döllerimi aletimin üstünden akıtmaya başladı.

Bunlar yutmayı başaramadıkarım…

Diyerek gülümserken;

Sevil… bir daha yapsana?..

Sevil yavaşça ağzını yaklaştırıp aletimin başını tekrar ağzına aldığında zevkten dört köşe oluyordum.

Önce yarısına geldi daha sonra da ellerini taşaklarıma atıp tamamını yutmaya başladı. Beynim tekrar uyuşmaya başladığında saçlarından tutup “Ağzını sikmeden bırakmam!” Dedim. Sikim, ağzında durur halde ayağa kalkıp aletimin tamamını ağzından çıkardım.

Aletimi dokunmadan, dokundurtmadan belimi oynatarak aletimi Sevil’in dudaklarına getirdim. Dudaklarının üzerinde git gel yaparak kendimi hazırlarken Sevil’in üst dudağı aralandığı gibi içeri soktum.

Sevil’in yanağında aletim dururken saçlarından tutup köküne kadar getirdim… (Ulan, Songül ile Elif birleşse yine hepsini alamazlar. Üstüne üstlük ya mideleri delinir ya da kusa kusa seksin amına koyarlar.)

Sevil’in ağzında git gel yapmaya başladığımda elini kalçama atıp daha da bastırdı. Bu hareketi yapınca yarrağımı yanağından kurtarıp tam gırtlağına doğru çevirdim. Sevil ağzını iyice açtığında bu kadının seks manyağı olduğunu anladım…

Belimi gerip sertçe ileri ittiğimde yarağım tamamı ile Sevil’in ağzına girdi. Kendimi kaybedip saçlarından asıla asıla ağzını sikmeye başladım. Sevil ellerini dizlerime koymuş gözleri patlayacak gibi olurken salyaları, tükürükleri yarağımı süslüyordu. Bacağımı Sevil’in boynuna dolayıp yarağımı tamamen gırtlağına ittim. Sevil’in nefes dahi almasına izin vermeden kafasına bastırarak taşaklarımın da ağzına girmesini istiyordum. Sevil öğürmeye, dizimi tırnaklamaya başladığında bacağımı boynundan çekip yarrağımı ağzından kurtardım.

Sevil ölümden dönmüş gibi nefes alıp gırtlağını ovalarken saçlarından tutup yarağımı tekrar ağzına götürdüm.

Ağzında biriktirdiği tükürüğü yarağıma bırakıp eli ile sıvazladı. Zevkle çıkardığım iniltiler odayı doldururken yarağımı kökünden kavrayıp taşaklarımı emmeye başladı.

Ohhhh! Harikasın aşkım, içine çek hadi!

Sevil’e, istediğim hareketleri yaptırırken taşaklarım artık yanmaya başladı. Saçlarından tutup ayağa diktiğimde belinden sarılıp dudaklarını öpmeye başladım.

Taşaklarımı ve yarağımı yaladığı dudaklarından salyalar ve tükürükler akarken hepsini yalayıp ağzının içine tükürüyordum. Sevil bundan hiç rahatsızlık duymazken daha çok tükürmem için dudaklarımı koparmaya çalışıyordu.

Sert bir şekilde kalçasına tokat attığımda dudaklarını çekip iç çekti. Bu hareketi beni fena halde tahrik ederken birkere daha vurdum. Kalçasında patlayan elim sızlamaya başlarken Sevil’i ters çevirip masaya domalttım. Belinden bastırıp göğüslerini tamamen masaya yapıştırdığımda arkasına geçtim.

Kalçasının sol yanağı kıpkırmızı duruken kabarık etli amının duvarları olabildiğine açılmıştı.

Tüm Sivas seni mi sikti?

Sevil gülüp kalçasını sallarken kalçalarını sertçe avuçlayıp yoğurmaya başladım. (Ben hayatımda Sevil’in yumuşak teni gibi başka bir ten görmedim… Dokunduğunda biçim alıyor amk.)

Yarağımı göt yarığına getirip göt deliğinin üzerinde beklettim. Ellerimi amına kaydırdığımda ıslaklığı inanılmazdı.

Yarağımı elime aldım ve amının girişine getirdim. Yarağımın kafasını geniş duran amına sokmaya başladığımda yarağım cayır cayır yanmaya başladı. Yarısına gelemeden durmak zorunda kaldım. Am duvarları dışarıdan oldukça geniş dursada en az Elif kadar dardı.

Sevil kafasını masadan kaldırıp bana baktığında “Boşaldın mı?” Diye sordu. (Heyacandan boşalmak aklıma bile gelmedi ki aq?)

Elimi saçlarına atıp yarağımı amına sokmaya başladığımda tekrar aynı yerde kaldım. Saçlarını biraz daha çekip masadan kalkmasını sağladıktan sonra ellerimi orta büyüklükteki göğüslerine atıp içine girmeye başladım. Am duvarları yarağımı kıracak gibi baskı uygularken kulak memesini enmeye başladım. Sevil kafasını boynuma atıp derinden iniltiler çıkarırken acı duymadığı kesindi.

Bu hali gevşememe sebebiyet verirken daha da sert olmama engel değildi herhalde. Kafamı boynuna gömüp yarağımı amına gömdüğümde “Ohhhhh” diye bir zevk çığlığı patlattı. Amını bu pozisyonda sikerken Sevil sürekli “Ohhh, Imhh, Oh oh sik…” diyerek inliyordu.

Sevil’in amından çıkıp tekrar ters çevirdim. Sevil “Niye çıktın?” Diye sitem ederken yarağımı amına köklediğim gibi gözleri kaydı. Ellerini omuzlarıma atıp tırnaklarını basarken Sevil’in sırtı masaya değmişti. Sağ bacağımı masaya koyup amına daha sert yüklenmeye başladığımda Sevil “Yavaş, yavaş ol, Ayyy yavaş!” Diyerek beni uyarıyordu.

Benim bunları dinleyecek halim kalmamışken Sevil’in gırtlağına sarılıp amını patlatırcasına sikmeye başladım. Geniş am dudakları artık kocaman olurken darlığı da yok olmuştu. Amı bana mükemmel zevk verirken eğilip dudaklarını yapıştım. Sevil boğuk iniltiler çıkarırken yüzündeki acı ifadeside kaybolmuştu. Bacağım ağrımaya başladığında masadan indirdim ve Sevil’i tutup havaya kaldırdım. Kalçamı masaya verip otururken ipleri Sevil’e bırakmıştım.

Sevil gülümserken ellerini boynuma dolayıp kendini kaldırıp indirmeye başladı. Islak amından dolayı yarağım yağ gibi kayarken kasıklarıma çarpıp tüm yarağımı amına aldığında ikimizde çığlıklarımızı susturmak için dudaklarımıza sarılıyorduk.

Sevil saçlarını havada toplayıp tek elinde bırakırken diğer elini göğsüme yerleştirip tekrar inip kalkmaya başladı. Bu hali tam anlamıyla gözlerimi boyarken bu kadına tam anlamıyla sahip olmalıydım. Ruhen, bedenen, zihnen…

Sevil’i kaldırıp tekrar sırt üstü masaya yatırdığımda içinden çıkıp bacaklarından dudaklarına kadar vücudunun her yerine izimi bırakıp dudaklarını öpmeye başladım. Yanında duran elini kavrayıp sıktım. Sevil gözlerimin içine bakarken kalçasını kaldırıp yarağımın başına getirdi. Gözlerimin içine baka baka kendini indirdiğinde yarağım kayıp dibini buldu.

Aldığım zevkle boynumu yukarı kaldırıp inlerken Sevil, adem elmama odaklandı. Her yutkunuşumda dudakları adem elmamı sarıyor nefes almamı kesiyordu. Zor bela kendimi toparlayıp üzerine gitmeye başladığımda boşta kalan elimi saçlarıma atıp bastırdı ve dudakları ile buluşturdu. Aldığım haz sayesinde Sevil’i zevkten zevke boğarken Sevil belini yükseltmeye, ayakları gerilmeye başladığında hızımı yavaşlattım. Sevil yalvarırcasına hızlanmamı isterken ben daha da yavaşlıyordum. Amacım çabuk boşalmasını engelleyip daha dolu ve daha şiddetli bir biçimde boşalmasını sağlamaktı.

Sevil benden ümidi kesip kendini kaldırıp indirmeye başlayacağı sırada omuzlarına bastırıp tekrar sırtüstü düşmesini sağladım. Sevil küçük çocuk gibi dudaklarını büzüp “Lütfen?..” dedi. Göz kırpıp kendimi biraz bastırdığımda nefes alıp vermesi kesildi ve göğsü yükselmeye başladı dudakları açılıp açılıp kapanırken kendimi tekrar geriye çektim. Sevil’in zevkten rahatlayan yüzü bir anda gerilirken gözlerini açıp “Kuzey lütfen, lütfen?..” dediğinde kahkaha atıp “Lütfen ne?” Dedim. Sevil huysuzca kıpırdanıp “İçime girmezsen Songül’ün yanına giderim!” Dedi. (Söylerken gayet ciddiydi ha.)

Dudaklarını eğilip yarağımı amına sokup arka arkaya vurmaya başladım. Sert sikmemin etkisinden dolayı Sevil sürekli ileri kayarken belinden tuttum ve sanki mümkünmüş gibi taşaklarımı bile sokmaya çalışıyordum. Sevil tekrar belini yükseltip bacaklarını kasarken acaba squirt (Fışkırtma) olayı Sevil’de olur mu diyerek (Kadınlarda nadir bir olaydır. Bizlik problem yok, fışkırtacağım diyerek kendinizi kasmayın -Teşekkür Kuzey, hergün fışkırtma yaptırmaya çalıştığımız için bu bilgi çok yararlı-)

Sevil’in titrmeleri hat safhaya gelirken içinden çıktığım gibi amına çöreklendim. Geniş duvarları amını daha derinden yalamamı kolaylaştırırken bacaklarını omzuma atıp (Vulva, nerdesin canım?) Klitorisini dişlemeye, elim ile oynamaya başladım. Sevil omzumda duran bacaklarını daha da sıkıp beni amı ile arasında bıraktığında (Allahım yüzümü kara çıkarma!) Diyerek önce parmaklarımı (İşaret ve orta) amının üst duvarına (G noktasına) dayayıp dilimi klitorisine ittim. Sevil, “Geliyorum, geliyor… Çekil!” Diyerek saçımı çekiştirmeye çalıştığında daha bir baskı yapmaya başladım.

Sevil önce bacaklarını (Omzumdan) boynumdan çekip ayak parmaklarını içe bükmeye daha sonra da ellerini saçlarıma dolayıp bastırmaya başladı.

Sevil bağırmaya başladığı anda amından hafiften sıvılar gelmeye başladı… Bekletmeden yalamaya, kana kana içmeye başladığımda amından çekilip boşalmasını izlemeye odaklandım.

Sanki amını aşağıdan biri çekiyormuş gibi, am dudakları aşağıya titrerken -kramp da olabilir- ağlar gibi bir ifade takınıp dudaklarını birbirine bastırdı ve… Ve… Ve…

Normal boşaldı…

Sevil masanın üzerinde deli gibi tepinirken amını sürekli ovalıyordu. Bense ‘Ulan o kadar uğraştım. Bari ufacık bir su sıçrasaydı…’ diye yakınıyordum…

Nihayet Sevil’in boşalması bittiğinde elleri yana düşüp ölü gibi masanın üzerinde yatmaya başladı. Boşalmamış olmanın verdiği rahatsızlık ile Sevil’in yattığı masanın üzerine çıkıp yarrağımı yarı baygın Sevil’in ağzına ittim. Dudakları o kadar yumuşaktıki… Sürtünerek bile boşalabilirdim… Sevil ağzında ileri geri yaparken hâlâ boşalma hissiyatı gelmemişti.

Hay amına koyayım Sevil, ilk defa birisi bu kadar sert davrandı çocuğa. Korkuttun amına koyayım!

(Yarağın ruhu vardır. Şaka yapmıyorum, çok sert davranırsanız çocuk korkar.)

Oflaya poflaya üzerimi giyinirken yarağımı yuvaya sokmak biraz zamanımı aldı…

Sevil’de biraz kendine geldiğinde ruhsuzca yerdeki kıyafetlerini toplayıp giyinmeye başladığı sırada elindeki iç çamaşırlarını alıp “Bunlar vergi. Bende kalacak!” Dedim. Sevil oldukça yorgun ve bitkin görünürken birşey bile demeden kıyafetlerini iç çamaşırsız giydi. Kendini deri koltuğa atıp boş boş etrafa bakarken dükkanının içinden iki tane enerji içeceği (Amına koyayım, benim kendi hapım var. Niye kullanmıyorum ki?) Diye söylenerek içecekleri odaya götürdüm. Bundan sonra paso içip sikişeceğim.

Sevil’e içeceği uzattığım da aklıma gelen fikirle vermekten vaz geçip karşısında duran koltuğa (Ofis mi dükkan mı belli değil amk?) Oturdum. Sevil bana bakarken giydiğim pantolon ve boxerı çıkarıp “Önümde diz çök.” Dedim. Sevil anlamamış gibi kaşını kaldırırken nihayet dediğimi yapmıştı…

Enerji içeceğini yarağıma dökmeye başladım. İnik olan yarağım, soğuk -Buz amk!- sıvı ile temas edince ben tamamen yok olur diye düşünsem de aletim olduğu gibi duruyordu.

Sevil’e baktığımda gözlerini yarağımdan çekip gözlerime kenetledi. Yavaşça dilini çıkartıp alt dudağını yalarken yarağımında uyanmıştı…

Sevil yavaşça dilini önce kasıklarıma daha sonra da taşaklarımın tam ayrılma çizgisinden başlayıp yukarıya çıkmaya başladı. Zevkin etkisi ile elim saçlarına dolanırken içeceği alıp biraz daha döktüm. Yarağımın kafasına çarpan sıvılar Sevil’in yüzüne sıçrarken saçından biraz daha yukarı kaldırıp dudaklarını yarağımın kafasına getirdim. Dudaklarını aralayıp yarrağımı ağzına aldığında biranda kasılıp bacağımı nereye koyacağımı bilemedim. Taşaklarımdan yarağıma büyük bir yangının ortasında kalmışken Sevil’in ağzı güvenli bölgeydi… evet, evet.

Ayağa kalkıp yarağımın yarısından çoğunu Sevil’in ağzına gönderdim. Sevil önce aletimi kökünden tutup çıkardı. Yutkundu ve daha da çoğunu ağzına aldığında “Sevil, ya senin gırtlağın doğuştan böyle, ya da İhsan kolunu bacağını ağzına sokuyor! İnşallah birincisidir?” Dedim. Sevil gözkırpıp onayladığında kontrolü ona bırakıp soğuk ve adamın midesini siken içeceği bitirmeye başladım…

Sevil’in saksosu… Yani işte, arada bir dişlerini değdiriyor, bazen yarağımı yerinden kopartacak gibi emiyor ama olsun. Porno yıldızı beklemiyoruz, hem GIRTLAĞI yeter… GIRTLAK SEVİL… IMMM…

Sevil’in gırtlağına daha çok dayanamayıp “Ağzını çek!” Dedim. Sevil hiç duymamış gibi yapıp -Ya da duymayıp- yalamaya devam edince ağzına patlamaya başladım. Ellerimi sıkıca koltuğa kenetleyip boşalmaya devam ederken hayatımdan birşey gidiyordu ama…

Sevil bana tekrar gözkırpıp dibime girdi. Gözlerini kırpmadan gözlerime bakarken dilini dışarı çıkarıp döllerimi gösterdi… Oradaydı… (Belki bir Namık Kemal, belki bir Nasrettin Hoca vardı orada… Ya da… Tarkan… (Kurtu olan amk.) Diğer göt verenin kanını sikeyim.)

Ayıp olmasın diye öğürseydin?

Sevil tüm döllerimi yuttuğunda gözlerim kocaman oldu amk. Adem elmasından aşağıya kayarken döllerim, ben hep seni düşlerim… -Nasrettin Çavuşoğlu-

Ben koltuğa yapışıp dururken Sevil dudaklarımı öptü ve pantolonumun cebine sıkıştırdığım iç çamaşırlarını aldı. Ayağa kalkmaya çalışsam da boşunaydı…

Sevil kıyafetlerini giydiğinde açılmayan içeceği açtı ve kucağıma oturup yavaşça içmeye başladı. Saçlarını yana atıp beyaz (Herkes niye beyaz? Sivas’ta sıcaktan mı yansınlar kardeşim? Güneş’i bulursan yanarız.) Koynunu (Boynunu) öptüm. Sevil tamamen kendini bana yaslayıp “Kuzey, ben İhsan ile zorla evlendirildim. Babam olacak o piç beni kurbanlık koyun gibi sattı! Köydeydim o zamanlar, babamın işeri epey bir bozulmuştu. Sonra bu orospu çocuğu geldi! Babamın arkadaşının oğluymuş, birkaç gün bizde kaldı… Gözü sürekli bendeydi, en son babama gittim söyledim…” (Sevil’in gözünden yaşlar akarken ben de üzülmüş rolü yapıyordum. Hayatta ne dertler var Sevil bacı, seninki de dert mi amk?)

-Gitti İhsan’la konuştu. Daha sonra İhsan gitti, ben kurtuldum sanıyorken ailesi ile geri döndü… 1 günde, bir günde babam beni sattı… (Kaç liraya gittin diye soracaktım ama…)

Babanın da, İhsan’ın da amına koyayım Sevil. Bir insana bu yapılır mı? Hangi devirde yaşıyoruz?!

Sevil kendini bana bastırıp dudaklarını boynuma gömerken “Sen Songül’ü neden kullanıyorsun?” Dedi. Bitkin gözleri cevap vermemi beklerken “Sonra konuşsak?” Dedim. Gözlerini kırpıp biraz daha bu pozisyonda kaldıktan sonra vedalaştık ve Sevil dükkanına gitti.

Kapının kilidi açıldığı için her an müşteri gelebilirdi. (Dal taşak karşılamak istemediğim için kıyafetlerimi giyip odayı temizledim. Herhangi bir cam bulunmadığı için klimayı açıp kasaya geçtim…

*******************************************

Akşam saatlerine kadar çalıştıktan sonra Ahmet geldi. Dükkanı teslim edip dışarıya çıktığımda Sevil’in aynı geçen haftada olduğu gibi arkadaşları ile çay içtiğini gördüm. Sevil beni gördüğünde “Çay içer misin?” Diye sordu. Diğer kadınlarda bana döndüğünde “Ben alayım?” Deyip içeri girdim. Geniş dükkanda nereye gideceğimi bilemeden boş boş dururken;

Bulamadın mı?

Sevil yanıma gelirken belinden kavrayıp ters çevirdim ve sırtının göğsüme yapışmasını sağladım. Kulağına “Bulmak istemedim.” Diye fısıldadığımda kıkırdayıp “Şimdi olmaz…” dedi hafif kızararak bu hali çok hoşuma gidip yanağını okşarken “Sevil, ben eve geçeceğim. Arkamdan sen gel, araba arkadaki taksi durağının orada. Kimse görmez, sana yatakta sahip olup…”

Ellerimi göğsüne çıkartıp uyarılmış göğüs uçlarını sıkarken “İçini dölleyip karnında benim bir parçamı yaşatmak istiyorum…” dediğimde göğsü bir anda yükseldi. (O an gerçekten ama gerçekten tam bir karaktersiz olduğumu anladım. Songül’ü seviyorum, ama Elif’i ve Sevil’i de bir o kadar seviyorum. Yapım böyle amk ne yapayım? Tek eşle yaşayamıyorum. Cinsel olarak değil, ruhen de… Hem Sevil’den, Songül’den hatta Elif’ten bile çocuğum olmasını istiyordum.)

Sevil elimden kurtulup tam gözlerimin içine bakarken “Sen ciddi misin?” Diye sordu. Önünde diz çöküp ellerini kavradım ve iki elini de öptüm.

Benden hamile kalmanı istiyorum… Senden bir çocuğum olmasını, onu ikimizin büyümesini istiyorum! Hem bu sayede İhsan piçini de mahvedersin… Ondan hamile kaldığını söyleyip benim çocuğumu taşırsın?

Sevil artarda yutkunurken gülümseyip karnını öptüm. Sevil’de kendini tutamayıp gülmeye başladığında “Tamam” ded… Yok lan o kadar değil. Songül’ün yeri ayrı. Sevil’e öyle birşey söylemedim tabi amk.

Arabada oturmuş Sevil’i bekliyordum. Nihayet köşeden çıkıp etrafına bakarken kornaya basıp yerimi belli ettim. Sevil hızla benim olduğum tarafa yürüyüp arabaya bindiğinde nefes alıp vermesini duyabiliyordum. Dudaklarını ısırıp elleriyle oynarken “Vazgeçtim…” dedim. Sevil hızla kafasını bana kaldırıp baktığında “Yatakta değil, arabada sevişip hamile bırakacağım seni…”

Arabayı sürerken boş bir arazi gözüme çarptı. Sinyal verip araziye girdiğim gibi gözüme ağaçların bol olduğu bir yeri kestirdim…

Arabayı ağaçların arasına çektiğimde akşamın bu saatinde de kimse olmayacağından dolayı rahattım. Arabanın ışığını açıp ortamı aydınlattım ve Sevil’i de rahatlattıktan sonra “Kucağıma otursana?” Diyerek arabanın koltuğunu geriye kaydırdım. Sevil kızarmış yüzü ile kazağını yavaşça çıkartıp arkaya attı. Eli sütyenine gittiği sırada durdurup kucağıma oturmasını sağladım.

Ellerimi arkaya atıp sütyenin kopçalarını açmaya çalışırken elini arkaya atıp kendisi açtı. Sütyeni yan koltuğa atıp tam idaelinde olan göğüslerini sıkmaya, emmeye ve ısırmaya başladım. Sevil başını arkaya atıp saçlarımı okşarken “Imhhh, Ohhh…” sesleri eşliğinde göğsülerinin uçlarını birbine sürtmeye başladım. Sevil ne yaptığımı görmek için göğüslerine bakarken yarağım artık canımı acıtmaya başlamıştı.

Arabanın sürücü kapısını açtığımda Sevil, “Ne yapıyorsun?” Dedi. “Bu saatte bizi kimse göremez. Hem kıyafetlerimizi nasıl çıkartacağız, sen de soyun!” Diyerek arabadan önce sevil’i daha sonra da kendimi dışarı attım. Sevil üzerindeki çekingenliği atamayıp sağa sola bakarken yanına gidip ben soymaya başladım…

Sevil çırılçıplak dururken ben de kazak ve boxer ile kalmıştım. Sevil yerdeki kıyafetlerini toplayıp “Arabaya gelsene!” Deyip hızla arka koltuğa geçti.

Peşinden gidip arkaya oturduğumda Sevil’i yanıma çektim. Dudaklarını öpmeye başladığımda yavaştan karşılık veriyordu. Elim ıslak amına gittiğinde orta parmağımı yavaşça içeri soktum.

Sıcacık deliği parmağımı ısıtırken Sevil dudaklarını çekip önüme eğildi. Boxerın yanından tutup indirmeye başladığında kalçamı yukarı kaldırıp çıkarmasına yardım ettim.

Yarağım ok gibi yukarı fırladığında Sevil eline tükürüp yarağımı sıvazlamaya başladı. “Yalasana?” Dediğimde dilini dışarı çıkarıp yarağımın kafasını dillemeye başladı. Hassaslaşan yarağım zevki katlarken Sevil dudaklarını aralayıp yarağımı ağzına almaya başladı. Kendimi koltuğa yaslayıp anın keyfini çıkarmak istiyordum…

Sevil yavaşça baş kısmından aşağıya kayarken geçtiği heryer uyuşuyordu. Elimi saçlarına atıp daha ileri gitmesine mani oldum. Gözlerini yukarı kaldırarak bana baktığında aletimi ağzından çekip dudaklarını taşaklarıma temas ettirdim.

Sevil mesajı anlayıp taşaklarımı emmeye başladığında bacaklarım uyuştu. Yumurtalığı ağzına alıp emerken boşalacak gibi oluyordum. Bir süre yarağımı ve taşaklarımı yaladıktan sonra ağzına boşalmak istemediğimden omuzlarını dürtüp bırakmasını sağladım. Sevil’i tutup ayağa kaldırdım ve ters çevirip sırtı göğsüme gelecek şekilde yarağıma oturtmaya başladım. Sıcak ve sıkı amına girmek beni zorlasa da sonunda deliğine girmeye başladım. Kocasından başka yarak yemeyen amı benim kalın yarağı alırken de epey zorlanmıştı. “Ahhh, Yavaş Kuzey, Kurbanın olayım yavaş!” Sevil’in sözünü dinlemekten başka çarem yoktu, çünkü ben de bu darlıkta zar zor hareket edebiliyordum…

Kalçalarından tutup kaldırmaya başladığımda yarağımın etrafını saran amı gevşemeye başladı. Sevil ellerini arkaya atıp göğsüme koydu ve yavaşça kalkıp oturmaya başladı. Yavaşlıktan dolayı Sevil’in canı acımazken sadece zevk alıyordu. Amı yavaş yavaş dükkandaki gibi açılmaya başladığında hareketleri hızlandı. Sevil sürekli “Ohhh, ohhh, Ohhh!” Şeklinde inlerken bende ondan farksız değildim.

Sevil kendini bırakıp yarağım amına gömüldüğünde başını omzuma atıp “Yoruldum!” Dedi. Dudaklarını öptüm ve bacaklarını kendime doğru çekip havaya diktim. Arabanın arka koltukları geniş olduğu için zorlanmıyordum. Kalçamı biraz aşağı kaydırıp uygun pozisyonu bulduğumda kendimi yukarı itip Sevil’in amına girmeye başladım. Sevil dudakları arasından birşeyler söyleyip inlerken tatlı amı bana mükemmel zevk veriyordu.

Sevil’i bu pozisyonda bir süre siktikten sonra içim daralmaya başladı. Amına girmeyi durdurup aracın kapısını açtım ve Sevil’in birşey demesine fırsat bırakmadan çıkardım. Bacakları iki havada asılı kalırken yarağım amında duruyordu. Akşamın soğuk havası çıplak bedenlerimizi keserken sırtımı arabanın kapısına verdim ve Sevil’i sertçe sikmeye başladım.

Sevil ellerini nereye koyacağını bilmez bir halde dururken acıdan ve zevkten inim inim inliyordu. Sevil’i bu pozisyonda sikerken memeleri aşağı yukarı sallanıyor sürekli birbirinine çarpıyordu. Kafamı omzuna atıp dişlerimle boynunu ısırmaya başladığımda geldiğimi hissediyordum.

Son birkaç vuruş daha yapıp Sevil’in içine boşalmadan içinden çıktım. Kendimi tamamen arabaya yaslayıp Sevil’i tutarken resmen canım yarağımdan kayıp gidiyordu. Birkaç dakika bu şekilde durduğumuzda benim gözlerim ağırlaşmaya başladı. Sevil bacağını oynatınca yere bıraktım. Sevil bacaklarını iki yana açıp yerdeki arabadaki iç çamaşırı ile amını temizlemeye başladı.

Kendime geldiğimde Sevil’in hâlâ kendini temizlediğini gördüm. Kolundan kavrayıp dudaklarına yapıştığımda yarağımı amına sokmaya çalışıyordum. Sevil bacağını biraz aralayıp girmeme izin verdiğinde bir anda tüm yarağımı Sevil’in amına soktum. Dudaklarım arasında bağırmaya çalışırken bekletmeden arka arkaya vurmaya başladım. Sevil elini boynuma dolayıp bacağını belime attığında arabanın bagajına gidip Sevil’i sırt üstü yatırdım.

Soğuktan dolayı inlemeye başlayıp kalkmaya yeltenirken omzuna bastırdım ve yarağımı amına soktum. Omuzlarına bastırıp Sevil’i bağırta bağırta sikerken Sevil dirsekleri üzerinde doğrulup ellerini boynuma doladı. Kendine doğru çektiğinde üzerine düştüm. Kafam göğüslerine yaslı halde dururken Sevil’in şiddetli şekilde nefes alıp vermesini hissediyordum.

Kafamı kaldırıp bacaklarını omzuma attım ve tekrar dar amını sikmeye başladım. Sevil’in amına o kadar sert giriyordum ki araba zangır zungur titriyordu.

Sevil’in çığlık atmaları artık farklı bir boyuta taşınırken ağzını kapamak zorunda kaldım. Sevil büyümüş gözlerle bana bakarken avuç içimi ısırmaya başladı. Sırtını dikleştiriyor daha sonra bacakları çok yoğun bir şekilde kasılıyor sonra tekrar bırakıyordu.

Fakat en sonunda kasılıp belini aniden dikleştirince yarağım öyle bir zevk yaşadı ki… Sevil’in boynuna gömülüp böğürerek içine boşalmaya başladığımda Sevil tırnaklarını sırtıma geçirmeye başladı. Eğer kazak olmasaydı… Sevil değişik sesler çıkarıyordu ama ben farklı bir boyuta geçmiştim…

Sevil kendini bırakıp sırtı arabanın üstüne temas ettiğinde kafamı boynundan çekmedim. Bir süre ikimizde dinlendikten sonra Elleri ile saçlarımı okşarken “İçime mi boşaldın?” Diye sordu. Boynunu öpüp kollarım ile bedenini sıkıca sararken “Kusura bakma kendimi çıkaramadım. Eczaneye gider ilaç alırım!” Dedim. (İyi alıştım haplara para vermeye amk.)

Sevil üzerindeki kasveti biraz atmış olup gülümserken üzerinden kalkıp yarağımı yavaşça içinden çektim. Çıktığım gibi döllerim amından aşağıya akarken parmağımla akanları toplayıp Sevil’e uzattım. Hiç tereddüt etmeden parmağımı emmeye başladığında gözlerimi kapattım.

Parmağımı, bir bebeğin annesinin göğsünü emmesi gibi emerken (Hayal gücümü sikeyim) dudaklarının yumuşaklığı beni benden alıyordu.

Sevil geri çekildiğinde gözlerimi açtım. Gözleri yarağıma odaklanırken döllerim yarağımın başından süzülüyordu. Sevil’e gülümseyip “Dölü çok seviyorsun herhalde?” Dedim gülerek. Sevil birşey demeden önümde diz çöktü ve daha ne olduğunu anlamadan yarağımı yalamaya başladı.

Elimi saçlarına daldırıp ileri geri yaptırırken hafiften inliyordum… Sevil tüm döllerimi yalayıp yuttuğunda ayağa kalktı. Gözlerimin içine bakarken “Sana döl borcum olsun!” Dedim. Sevil gülümseyip kollarını birbine bağladığında “Götümüz donacak, kıyafetlerimizi giyelim!” Dedim ve giyinip aracı eve doğru sürdüm…

Apartamana önce Sevil girdi. Telefonumla oynayıp zamanı geçirirken Songül aramaya başladı. Meşgule atıp apartmana girdim. (Biz erkekler depoyu boşalttıktan sonra bir süre arzu kapılarımız kapanır.)

Eve girdiğim gibi temizlendiği her halinden belliydi. Banyoya girip duş aldıktan sonra telefonu kapatıp yatağa girdim…

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

bursa escort
istanbul escort
mersin escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort new jersey betting canlı bahis canlı bahis canlı bahis güvenilir bahis canlı bahis canlı bahis burdur escort canlı casino online bahis siteleri kaçak bahis siteleri canlı bahis güvenilir bahis siteleri sakarya escort sakarya escort